En son babalar duyar adında sevimli bir dizi vardı 2000’lerin başında yayınlanan. Her Türk ailesinde yaşanabilecek babanın otoriterliğinden çekinildiğinden arka planda sürekli işlerin döndüğü ama neticede ondan gizli kalmayan durumlar üstüne bir komediydi. Bazı şirketlerde de bazen fazla hiyerarşiden bazen de hataya olan tahammülsüzlükten aksayan, ters giden işler son dakikaya kadar gündeme gelmez. Organizasyonda ne kadar yukarıdaysanız o kadar geç haberiniz olur olup bitenden. Tabii alabileceğiniz önlemler için de çok geçtir. Bir yönetici olarak hep hatalara karşı hoşgörülü olduğumu hissettirmeye çalıştım, kapım çok nadiren kapalıydı, çalışanlarla evrak imza günlerim/saatim, görüşme günlerim/saatim gibi kavramlarım hiç olmadı. Karşılığında beklediğim tek şey bana karşı dürüst ve açık olmaları, aksiliklerden anında haberdar olmaktı. Kimse kötü sürprizleri sevmez. Ama bir işyerinde bu çok daha sevimsiz sonuçlar doğurabilir. Hatalar ve ört bas etmeye çalıştığımız durumların da er geç hatta en uygunsuz zamanda ortaya çıkma adeti vardır. Bir önceki toplantıda alınan kararlar, aksiyonların (haklı bile olsa) toplantıda öngörülmeyen sebeplerle alınamamasının bir sonraki toplantıda ortaya çıkması berbat bir durumdur. Toplantıdaki herkes başka bir beklentiye sahiptir, ona göre kendi aksiyonlarını almıştır, yönetim kuruluna veya başka bir paydaşa o yönde bilgi paylaşılmıştır. Yani sorumluluk sahibi kişi projenin kontrolünü kaybetmiştir ve onunla beraber aynı tırmanma ipine bağlı herkes de beraber aşağı yuvarlanır. Tek bir nedenle, zamanında alarm kolunu çekmediği, işaret fişeğini atmadığı için. Oysa belki biri ona yardım edebilirdi en azından yeni duruma göre herkes uyum sağlardı. Her zaman gecikmeleri ve başarısızlıkları zamanında bildirin. Kendiliğinden ortadan kalkacağını düşünmeyin. Ortaya çıkmalarını beklemeyin veya başkalarından duyulmasına izin vermeyin.