Bu maddeyi #5inci maddeyle birlikte düşünmek ama altını da çizmek gerekiyor. Başarı için olmazsa olmaz unsurlardan taviz vermeyin ama şunu da bilin, her girdiğiniz savaşı kazanamazsınız, ya da şöyle söyleyeyim buna kalkışmanın bedeli yüksek olabilir. Hayatta bazen biz bir tartışma başlatıyoruz, kimi zaman da tartışmaların, kavgaların içine çekiliyoruz. Malum sürüngen beynimiz bize böyle bir tehlike karşısında üç seçenek sunuyor; savaş, don veya kaç. İşte buna teslim olmadan önce düşünmeliyiz. Her şeyden önce bu benim savaşım mı? Eğer bir başkasının ise onunla bir arkadaşlık ve uzun yıllara dayanan yoldaşlık bağım olabilir ama benim araya girmem başkalarında soru işaretleri doğurabilir. Yakınlığım yüzünden mi bu pozisyonu alıyorum, karşıdakinden haz etmediğimden mi yoksa savunduğum kişiyi haklı gördüğüm için mi? Yardım edeceğim derken kendi kavgasını vermesine zarar veriyor olabilirim. Beni direkt ilgilendiren bir konu ise bu mücadeleye girersem ve kazanırsam uzun vadede elime ne geçecek? Girer de kaybedersem nelerden olacağım? İş dünyasının belirsiz ve gergin ortamında kısır tartışmalarla zaman kaybedildiğine çok (taraf ve) şahit oldum, iki tarafın birden kaybettikleri de az değildi hani. Ama son yıllarda şunu iyice anlamıştım, yöneticilerim gözünde belli bir kredim ve itibarım var. Bunu yönetmek benim elimde. Çünkü istediklerimi alıp alamamak buna bağlı büyük oranda. Az sonra gireceğim tartışma hem içindekileri hem seyredenleri yoracak. Enerjimizi bunun için harcamam doğru mu, gerekli mi, yoksa benim için daha kritik önemdeki bir konuya mı ayırmalıyım. Karşı tarafın önerdiği şey beni rahatsız ediyor veya hoşuma gitmiyor olabilir ama onunla yaşayabilir miyim? Bu arada bunu yazarken fark ettim; kıymet-i harbiye, uğrunda savaş vermeye değer anlamına geliyor olabilir mi? Yani sizin için bir kıymet-i harbiyesi var mı o konunun? 😊 Gücünü ve kredini idareli kulan, değmeyecek şeyler için harcama. Onsuz da yaşayabilirim diyeceğin mücadelelere girme.