İş bölümü insanlığa çok eski zamanlardan beri büyük kazanımlar sağladı. 20yy. başında Henry Ford’un devreye soktuğu seri üretim hatları ise sanayi üretiminde çığır açtı. Mühendislik gibi bir plana dayalı parçaların birbirine eklenmesi için ideal bir sistem. Ama ürün veya servis herkesin kendi işini yapması için birbirinden “beslenmesini” gerektiren girift bir yapıya ihtiyaç duyuyorsa pek ideal değil. Günümüzde iş bölümü grupları çeşitli sebeplerle kendi içine dönüyor. İş yerlerimizdeki departmanlar, tıpkı yan yana duran ama içindekilerin birbirine karışmadığı silo görüntüsü verebiliyor. Onlar da “dikine” uzmanlaşmış ama farklı uzmanlıklarla alışverişi olmayan yapılar gibiler. Kimse benim işime karışmasın, ben de kimseye karışmayayım durumu. Bilgi paylaşmak minimumda. Bazı uç örneklerde departmanlar özelinde şirketin geri kalanının anlamadığı bir jargon bile gelişiyor. Diyelim ki pazarlama ve satış bir proje üzerinde çalışıyor. Yönetici olarak en çok canımı sıkan sorulardan birisidir “bu işte yetki kimde”. Bu turnusol mahiyetinde, soran kişinin bağımsız hareket etmek istediğini, uzlaşmak istemediğini itiraf eden bir sorudur. Uzlaşmanın önündeki engel kişinin tercih veya karakterinden ziyade kurum içi kültürden, bahsettiğim katı silo yapısından kaynaklanabilir. Kültürü dönüştürmek zaman alır ama iş birliği gerektiren konularda tek taraflı alınan karar ve atılan adımların para ve zaman kaybı olduğu gerçeği değişmez. Uzlaşmak her konuda dediğiniz noktaya gelmek değildir (bakınız madde #5 ve #8). Ama uzlaşmanın yolunu bulmak zorundasınız, yoksa zaten o iş başarısız olmaya mahkumdur. Not: Bu linkteki yazıya da göz atabilirsiniz http://brandtalks.org/2019/06/kimsenin-vakti-ve-niyeti-yok-is-birligi-yapmaya/