Katı bir hiyerarşinin hüküm sürdüğü şirketlerde delegasyon ve inisiyatif görülmez. Herkes kendisine ne yapması ve nasıl yapması gerektiğinin söylenmesini bekler. İnisiyatif almak ise çılgınlıktır, üstüne sormadan bir seçim yapmak düşünülemez. Böyle patron şirketleri yok mu, pek ala var. Bazen de bu kadar katı olmayan ama hata yapmanın hoş karşılanmadığı şirketlerde insanlar risk almak istemezler. Bazı şirketlerde de rüzgâr çok çabuk yön değiştirir, o zaman da son ana kadar kararlar ertelenir, düşünmek ve karar değiştirmek için geç olana kadar. Ben kendi adıma sorumluluğum altındaki konularda yeteri kadar veri topladıktan sonra kararları kendim almayı tercih ettim. Bunda mizacımın da payı var ama aslında sorumluluğun bende olmasının bana bir gelişme alanı sunduğuna inanırım. Başkasının aldığı kararlar size bir şey öğretmediği gibi, kendinizi geliştirmek için de sizi zorlamaz. Çalışanlar açısından bunun motivasyona etkisini de göz ardı etmemek gerek. Kim başkasının aldığı kararı yerine getirmek için kendini paralar? Siz istediniz yaptım demek en kolayı. Ben de kendi elemanlarıma kararları zamanını geçirmeden alıp yürümelerini tavsiye ettim; hem uygulama için daha fazla zamanları kalır, hem de aksiyonu sürüncemede bırakmak kendinden çok emin bir üst yöneticinin radarına takılmaları riskini arttırıp ve sonunda aslında pek istemedikleri bir yöne çevrilmelerine yol açabilir. Sorumlu olduğunuz alanlarda kararları bekletmeyin. Başkalarının gelip sizin adınıza karar almalarına imkân vermeyin. Bu sizin kararınız olsun.