Söz uçar yazı kalır. Konuşulanlar unutulur demek değil bence bu sadece. Konuşma esnasında yanlış anlayabileceğimiz gibi sonrasında da beynimiz tutarlı hikayeleri sevdiği için sahip olduğumuz yargılara uygun eklemeler yapmaya eğilimliyiz. O yüzden bir telefon konuşmasını, ayak üstü alınan kararı yazıya geçirmek ve o kişiyle paylaşmak çok yararlı. Bunu “sen sonra bu konuştuğumuzu inkâr edersin” havasında değil, iki tarafa da yararı olacak, hatta konuyla ilgisi olanların da bilgilendirildiği bir hatırlatma notu şeklinde kayda geçmek gerek. Toplantı esnasında da bizde nadiren yazı tahtası veya post it notları kullanılır. Örneğin tasarım odaklı düşünmede tahtaların kullanımı, bütün o renkli post-itler, eskizler, krokiler, gösterimler insanların birlikte düşünebilmelerini sağlamaya yarıyor. Powerpoint sunumuna bakarken de fikirler, öneriler, uyarılar havada uçuşuyor ama ortak belleğe pek “konmuyor”. Bir yöneticimiz çok karmaşık bir dönemden geçen şirketimizde toplantılardan verim alamadığımızdan yakınıyordu, şunu demişti bir keresinde “biz toplantı yapmıyoruz, toplanıyoruz”. Her zaman toplantı notlarını yazmak, bir rapora yorum yazmak iyidir. Ama bunun öbür tarafı da var. Bir e-posta aldınız ama pek sivri bir dille yazılmış, ya da suçlayıcı ifadeler içeriyor. CC’de de bir ilkokul öğretmeniniz yok, gerisi orada. Sinirleniyorsunuz ve döşeniyorsunuz. Tek tavsiyem hemen değil sakinleştiğinizde, iyisi mi ertesi sabah tekrar okuduktan sonra yanıtınızı gönderin. Çünkü söz uçar, yazı kalır.