Bütün listede muhtemelen çok sonraları anladığım bir konu. Gençken kendimi şirketin gözden çıkaramayacağı kadar değerli, gerektiğinde (yanlış olduğunu düşündüğüm bir konuda) baş belası olabilecek, yöneticisini sınayan bir eleman olarak görürdüm. Yanlış anlaşılmasın her şeye olumsuz, kötümser yaklaşan biri olmadım. Hiçbir zaman kabalaşmadım, saygı sınırını aşmadım ama fikrimi hiç esirgemedim ve eleştirmekten hiç geri durmadım. Bir şekilde bu benim gözden çıkarılmama yol açmadı ama hayatımı da kolaylaştırmadı.

Sonra şunu keşfettim (tamam ben keşfetmiş sayılmam bir eğitimde söylediler), yöneticinizi yönetin. Bende şafak attı, yöneticim de bir insan ve onun kendi gerilimleri var. Ben nasıl her şeyi kendi ekibimle paylaşmıyorsam, paylaşamıyorsam, muhtemelen benim neden o şekilde davrandığını anlamadığım bir konuda benim bilmediğim onun bildiği bir şey var. Bunu empatiyle tahmin etmeye çalışabilirim. Ya da daha basiti kendisine sorabilirim.

Yöneticinizin beklentilerini anlamak ve bunlara karşılık vermek sizin de kendinize kredi ve özgürlük kazanmanızı sağlayacak bir sistem oluşturur. Şüphesiz ona hizmet etmenizden, hoşuna gidecek şeyler söylemenizden bahsetmiyorum. Onun gündeminde olan ama sizin birebir gündeminizde yer almayan bir konu olabilir. Ona istediği bilgiyi toplamasında yardımcı olabilirsiniz, bir konuyu onun için takip edebilirsiniz.

Daha da önemlisi kendi konunuzu onun önceliklerinin bir parçası haline getirecek, ona destek sağlayacak, hayatını kolaylaştıracak bir şekle dönüştürmenin yolunu arayabilirsiniz.

Onun beklentilerini yönetin ve her zaman karşılayın. İhtiyaçlarını anlamaya çalışın ve ona “size nasıl yardımcı olabilirim” diye sorun.